PKK teror orgutunun son bir kac gundeki eylemleri sonucu hayatını kaybeden guvenlik kuvvetleri mensuplarinin sayisi 15'i buldu. Ve kacirilan Israilli onbasi icin devreye girebilecegini soyleyan Basbakan Erdogan, ancak bu sayiya ulasildiktan sonra kendi guvenlik kuvvetlerini hatirlayabildi.
Arkasindan ne geldi? Terorizm zirvesi ve guncel teror olaylarinin ele alinacagi Bakanlar Kurulu toplantisi… Peki bu toplantinin icerigi konusunda medyada gecen haberler ne yonde? Bir de buna bakalim. Bu bolgelere yatırım ve sinir otesi harekât…
Gelismeleri ve soylemleri biraz farkli bir konseptte degerlendirmek gerekir diye dusunuyorum.
Oncelikle, Turkiye'de teror sorununun cozulmesini beklememek gerekir. Cozulecegi soylemi, hem gercekci degildir, hem de maksatlidir.
Gercekci değildir. Cunku, IRA'nin 80 yili askin gecmisi vardir. Ingiltere'de, IRA'yi ortadan kaldirmak icin bugune kadar bir suru adim atilmistir. Oyle ki, IRA, olagan siyasal surece dahil edilmis ve kendisine Kuzey Irlan'da kabinesinde koltuk bile verilmsitir. Fakat IRA bugun hala vardir. Ani sey ETA ve FLNC icin de soz konusudur. İspanya, Bask bolgesine ozel bir statu vermesine ragmen, bu orgutu ortadan kaldiramamistir. İspanya'nin Bask bolgesinde, Basklilarin, İspanyol bayraginin yanisira kendi bayraklarini gondere cekmesine, Bask dilininin ikinci resmi dil olarak kabul edilmesine, sınırlı yasama ve yurutme yetkisine sahip kilinmasina ragmen ETA da bugun hala vardir. ETA ortadan kaldirilamadigi gibi, Basklilarin yanina Katalanlar da katilmistir. Benzer hususlar, Fransa icin de gecerlidir.
Ozellikle Ingiltere ve Ispanya ornekleri ile 11 Eylul hadisesinden sonraki tablo ortada ve biliniyor iken, PKK teror orgutunun ortadan kaldırilacagi soylemleri, inandırıcı gelmemektedir. IRA ve ETA'nin eli PKK teror orgutunun eli kadar kanlı olmamasina ragmen, bu ulkeler, bunlara karsi cok agir onlemler almistir. Turkiye'nin PKK teror orgutu ile mucadelede bunlar kadar agir onlemler almamasi, soylemlerin inandirici bulunmamasinin bir diger nedenidir. ABD ve Ingiltere, 11 Eylul hadisesinden sonra, terorle mucadele etmek icin temel hak ve ogurlukleri olabildigince kisitlamaya giderken ve merkezi idarelerini guclendirirken, Turkiye ne yapmistir? Ciddi ve eli cok daha kanli bir teror sorunu ile karsi karsiya oldugunu gormezden gelerek, AB'ye uyum ve ABD'nin BOP'u baglaminda, temel hak ve ozgurlukleri olabildigince gensiletmeye, merkezi idareyi kucultmeye ve zayiflatmaya yonelmistir.
Guvenlik kuvvetlerinin terorle mucadelede geldigi nokta, son 4-5 yılda, bu yaklasim ve tasarruflarin etkisinde anlamini yitirmistir.
Eger siyasiler, gercekten terorle mucadele etmeyi dusunmus olsalardi, Turkiye'nin terorle mucadelede, daha etkin ve bir o kadar da agir onlemler almasi gerekirdi. Ustelik Turkiye, bu onlemlere uluslararasi kamuoyundan gelebilecek elestirileri savusturabilecek argumanlara da sahipti.
Terorle mucadelede eksik olan sey, siyasi iradedir. Bu konudaki siyasi iradenin cok net ve kararli bir sekilde ortaya konulmasina; bunun hem ic kamuoyuna, hem de dis kamuoyuna yansitilmasina ihtiyac vardir.
Maksatlidir. Maksatli oldugu degerlendirmesi, terorle mucadele soyleminin gundeme geldigi mevcut konjonkturden kaynaklanir. Bu maksadin bir bolumunde, yaklasan secimlerde, hem terorle mucadele uzerinden bolgeye kaynak aktarimi, hem de bu vesileyle artirilacak guvenlik onlemlerinin secim bolgelerinde daha kolay calisma imkani saglamasi vardir. Terorle mucadele soylemi, ayni zamanda bazi kesimlere yonelik politik bir mesaj olma ozelligini de tasir. Maksadin diger kisminda ise, Turkiye'nin Irak'a cekilmesi ve hem Iran karisinda, hem de bolgede ABD'nin rahatlatilmasidir. Turkiye'nin terorle mucadele ediyorum diye Irak'a girmesi, ABD'nin kuvvet tasarrufunda bulunmasina, tasarruf edecegi kuvvetleri Iran'a karsi kullanmasina ve Turkiye'nin bolgede ABD'nin kontrol/etki alanina girmesine hizmet edecektir.
Burada genellikle ihmal edilen bir husus vardır. O da, Turkiye'nin mucadele etmek ve yok etmek icin Irak'a gireceği PKK teror orgutu ile ABD arasindaki iliskidir. Bu iliski dikkate alininca, PKK teror orgutu ile mucadelede, Turkiye'nin Irak'a girmesindense, ABD ile konuyu masaya yatirmasinin daha etkili olacagi akla gelmektedir.
Belirtilen mulahazalar isiginda, son gunlerde artan teror olaylari bahane edilerek terorle mucadelede atilacak adimlarin, uzerinde iyi calisarak atilmasi gerekmektedir. Simdi aceleyle atilacak bazi adimlar, daha sonra ortaya cikabilecek (kuvvetle muhtemel gorulen) bazi risk ve tehditleri karsilamada ve savusturmada zafiyete neden olabilecektir. 11 Eylul hadisesinden hemen sonra terorizmle mucadelenin uzun soluklu ve cok boyutlu bir is olarak goruldugu unutulmamalidir.
Terörizmin, gucunu devletin gucsuzlugunden aldigi ve ozgurluk ortamindan beslendigi gercegini dikkate almayan; terorun beslendigi toplumsal kesimleri ayni zamanda oy alinacak yerler olarak goren bir siyasal zihniyetle terorle mucadelede mesafe alinamaz. O yuzden, bu siyasal zihniyetin terorle mucadele soyleminin etkisinde atilacak adimlarin arkasindaki asil niyet ve maksadi, her durumda sorgumakta yarar vardır.
Terorizmle mucadeleyi, arkasindaki devletlerle degil de, bu devletlerin kullandigi (istismar ettigi) bir guruh ile mucadele olarak goren bir siyasal anlayisin, bu konuda mesafe almasi esyanin tabiatina aykiridir. Boyle bir siyasal anlayis, Abdullah Ocalan'in Suriye'den ciktiktan sonra dolastigi ulkeleri, bu ulkelerin Abdullah Ocalan'a gosterdigi ilgiyi ve Suriye ile imzalanan Adana Protoklunu unutmus olacaktir ki, bu da yine atilacak adimlarin niyet ve maksat yonunden sorgulanmasini gerektirir.
Bu ulkenin potansiyelinin ve zenginliginin, karsilikli ve dengeli cikar zemininden uzak olarak baska ulkeler icin seferber edilmesine ve ic politikadaki kisir siyasal cekismelerde oy kaygusu ile heba edilmesine, yani sokaga atilmasina, musaade edilmemelidir.
17 Temmuz 2006
( www.habusulu.com , www.jeopolsar.com )