anasayfa | iletişim SAYI 60 / OCAK 2008 

  

KÜRESEL GELİŞMENİN YÖNÜ VE ÜNİVERSİTELER

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

I. Dünya, son 20 yıldır büyük bir değişimi yaşamaktadır. Bu değişim de, büyük ölçüde bilgiye dayalıdır. Bir taraftan bilgi üretimi hızlı bir şekilde yoğunlaşmış, diğer taraftan da üretilen bilginin yayılması ve kullanılması aynı şekilde yoğunlaşmıştır. Bilginin işlevinde belirgin bir öne çıkış olmuştur. Devletin, toplumun ve bireyin gücü ve cazibesi, düne göre daha çok bilgiye bağlı hale gelmiştir.

Bu değişim, doğal olarak üniversiteleri daha çok öne çıkarmıştır.

Devletin, toplumun ve bireyin gücünün giderek daha çok bilgiye dayanır olması, üniversitelerin salt bilimsel kurumlar olup olmadığını tartışmaya açmıştır. Eğer üniversiteler güç kaynağı ise, güç sahibi olmak isteyen her aktörün bu güç kaynağına ciddi bir ilgi göstermesi gerekir. Bu, artan ilgi de, söz konusu tartışmaya neden olmaktadır.

Üniversitelere yönelik artan ilgi, üniversitelerin sayısını hızla artırmaktadır.

Bilginin güç kaynağı olması ve üniversitelerin bilgi üretim merkezleri olması, üniversiteleri, maksatlı olarak ve bir şekilde kontrol altında tutma çabalarına yol açmıştır.  Üniversiteler arasında işbirliğini öngören bazı uluslar arası girişimler, bu bağlamda, üniversiteleri tek merkezden kontrol altında tutma amacına hizmet eden çabalar olarak görülebilir. Avrupa’daki “ortak/tek yüksek öğrenim alanı oluşturma” çabasına bu gözle bakılabilir.

Türkiye’nin de dahil olduğu “Avrupa Yüksek Öğrenim Alanı” projesi ve Amerikan üniversiteleri için yaratılmaya çalışan cazibenin arkasında, bilginin öne çıkması ile ilgili değişim, bu değişimi kontrol altında tutma ve bu değişimden kendisi için yararlanma düşüncesi olduğunu söylemek mümkündür.

Küresel hakimiyet için bilgiye ihtiyaç vardır. Üniversiteler, küresel hakimiyeti mümkün kılacak bilginin üretildiği yerlerdir. Küresel hakimiyet peşinde olan ülkelerin üniversitelere olan ilgisinde ciddi bir artış vardır. 

II. Üniversiteler, evrendeki gelişmelerin izlenerek bilginin üretildiği ve üretilen bilginin evrenin kullanımına sunulduğu yerlerdir. Hem ortak akıldan istifade eder, hem de ürettiği bilgi ile insanlığın ortak gelişimine hizmet eder. Bu işlevi nedeniyle, üniversiteler, rejimi ve koşulları ne olursa olsun, her ülkede saygı duyulan ve önderlik rolü verilen kurumlardır. Üniversitelerin günümüzde her açıdan güç kaynağı haline gelmesi, üniversitelere daha çok saygı duyulmasını sağlamış ve üniversitelerin önderlik rolünü daha çok öne çıkarmıştır.

Ancak bu madalyonun bir de diğer yüzü vardır. Madalyonun diğer yüzü, bilgi üretimindeki hızlı gelişmenin; yani “bilgi devleti”, “bilgi toplumu” ve “bilgili insan” olmanın ekonomik maliyeti ile ilgilidir.

Hiç şüphesiz, bilgi üretiminin bir de ekonomik maliyeti vardır. Bilgi üretiminde mesafe alındıkça, bu maliyet de artar. Yani bilgi üretiminde öne çıkan üniversiteler, giderek daha çok ekonomik kaynağa ihtiyaç duyarlar ve bu da onları bilgi üretiminde ve üretilen bilginin kullanıma sunulmasında başkalarına bağımlı hale getirir.

Günümüzde bilginin öneminin ve gücünün daha çok anlaşılması ve üniversitelerin bilgi üretmede zorlanmaya başlamaları, üniversiteler için yeni bağımlılıklar demektir. Araştırma-geliştirme (ar-ge) faaliyetlerinin maliyetinin ne denli yüksek olduğu bilinmektedir. Bu yüksek maliyet, bir taraftan evrensel gelişmenin önünde bir engeldir, diğer taraftan da evrensel gelişmeyi ekonomik açıdan güçlü ülkelerin kontrolüne itmektedir.

Daha önce ifade edildiği üzere, bugün bilgi üretimi hızlanmıştır. İletişim ve bilişim teknolojisindeki büyük gelişme, bilginin paylaşımını ve yeni bilgiler için “ortak aklın” kullanılmasını oldukça kolaylaştırmıştır. Ancak değişimin sürdürülmesinin önünde ciddi güçlükler vardır. Çünkü yeni ve daha ileri bilgi üretimi daha çok para demektir ve bu paranın temin edilmesi kolay değildir. Üniversiteler, bilgi üretiminde giderek artacak maliyeti karşılamakta zorlanacaklardır.

Bu zorluk, üniversiteleri farklı amaçları olan resmi ve sivil kurumların etkisine açacaktır. Bu, içinde bulunduğumuz dönemde, üniversitelerin önündeki en büyük sorundur. Ekonomik kaynak sorunlarını aşmak için alacakları yardımlar ve destekler, üniversitelerin saygınlıklarını yitirecekleri bir sürece yol açabilir. Parayı verenin istediği bilgiye ulaşacağı ve mevcut bilgiyi istediği alanda kullanılabilir hale getireceği bir süreç, üniversitelerin saygın konumlarını kaybetmelerine neden olabilecektir.

III. Doğaldır ki, üniversitelerin toplum nezdindeki konumlarını sürdürebilmeleri için, bilgi üretme işlevlerini yeni ve değişen koşullarda sürdürebilmeleri gerekir. Bunu yapamazlarsa, kurum olarak etkin ve verimli olamazlar, varlıkları sorgulanır.

Üniversiteler saygınlıklarını koruyabilmek için, bilgi üretim düzeylerini, sistemli ve sürekli bir şekilde yükseltmek zorunadırlar. Bunu yapabilmeleri de, daha önce ifade edildiği üzere, yeni ekonomik kaynaklar bulmalarına bağlıdır.

Bu noktada, üniversiteler arasındaki yakın ilişki ve bilgi paylaşımı, hem yeni bir ekonomik kaynak olarak görülebilir, hem de yeni ekonomik kaynak arayışının neden olabileceği olumsuz sonuçları ortadan kaldırmaya hizmet edebilir. Bilgi üretiminde işbirliği ve üretilmiş bilgiyi paylaşma, hem bağlı (bağımlı) olmayı ortadan kaldıracaktır, hem de üniversitelerin evrensel olma gerekleri ile uyuşacaktır. Yüksek öğretim sisteminin paydaşlarını bir araya getirecek geniş kapsamlı bu tür etkinliklerin yapılması ve benzeri etkinliklerin daha somutlaştırılmış konularda (alanlarda) düzenlenmesi, çok gerekli ve yararlıdır.

Üniversiteler ve yüksek öğrenim ile ilgili diğer kurumlar, ikili ve çoklu işbirliğine gitmek zorundadırlar. Çünkü salt akademik düşüncelerle yapılacak işbirliği, bilgi üretiminde artan ekonomik maliyetin aşağıya çekilmesine hizmet edecektir.

Uluslar arası düzeyde üniversiteler arasında, proje bazında işbirliğine gidilebileceği gibi, akademik personel ve öğrenci değişimi yoluyla da işbirliğine gidilebilir. Bu değişimi mümkün kılacak derecede ortak akademik programlar oluşturulması da, işbirliğinin somut bir ifadesi olabilir. Bütün bunlar, bilgi üretiminin artan maliyetini karşılanabilir düzeyde tutmaya hizmet edecektir.     

IV. Küresel gelişmenin daha önce belirtilen yönü ve bununla ilgili endişe karşısında, kurum olarak, üniversitelerin kendileri de bir şeyler yapabilirler. Hızlı ve yoğun bilgi üretiminin neden olduğu ciddi bazı sorunlar karşısında, üniversitelerin kendi içlerinde alabilecekleri bazı önlemler de vardır. Bunlardan bazılarını aşağıda sıralamak mümkündür:

  1. Plan ve bütçe hedeflerini belirlerken iç ve dış koşulları dikkate alarak hedefleri iyi belirlemek ve bu hedeflere sadık kalmak,

 

  1. Sadece kamusal kaynaklara bağlı olmamak, yeni gelir kaynakları bulmak ve öz geliri artırıcı faaliyetleri gerçekleştirmek,
  1. Üniversiteye bağış ve yardım sağlamaya yönelik yoğun bir çaba içine girmek,

 

  1. Yeni alınacak ve mezun edilecek öğrenci sayıları arasında denge sağlamak,
  1. Yeni birimlerin kurulmasına karar verirken çok yönlü değerlendirmeler yapmak,

 

  1. Üniversiteden mezun olanların iş bulma veya kendi işini kurma olanağını yükseltmek,
  1. Akademik personelin bilimsel yayın yapmasını teşvik etmek ve desteklemek, bununla ilgili hedefler belirlemek,

 

  1. Her yıl için, bir önceki yıla göre daha ileri bilimsel araştırma ve geliştirme planları yapmak, 
  1. Lisans ve lisansüstü programlarına ilişkin öğrenci kontenjanlarını belirlerken, üniversitenin bilgi üretim kapasitesini göz önünde bulundurmak,

 

  1. Üniversitedeki akademik ve idari personel ile öğrenci memnuniyetini düzenli olarak kontrol etmek ve bu memnuniyeti yüksek tutmak,
  1. Üniversitedeki yöneticilerin, yönetmekten çok, akademik özgürlüğü ve bilgi üretimini besleyecek bir kontrolle yetinmelerini sağlamak.

 

Bu ve benzeri hususlar,  üniversitelerin değişen koşullarda da konumlarını sürdürmelerine ve bilgi üretiminde geride kalmamalarına hizmet edecektir.  

V. Son olarak şunları ifade etmek istiyorum:

Küresel ölçekte bir değişim sürecini yaşıyoruz. Yeni bir dünya kuruluyor. Hukuka, temel insan haklarına saygılı, yeni bir dünyanın kurulmasını arzu ediyorum. İnanıyorum ki, üniversiteler, özgür fikirleriyle, bunu sağlayacaklardır.

Ayrıca bugün dünyanın bazı bölgelerinde yaşanan acılar konusunda, bu acıları yaşatanlar, ileride bir gün, tarihin değişmez ve objektif yargısı ile karşı karşıya kalacaklarını unutmamalıdırlar. Bundan kimse şüphe etmemelidir.

Bu vesileyle Küba’da, Havana’da olmaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek istiyorum.

Hepinizi saygı ile selamlıyorum.

 

(www.giresun.edu.tr, www.habusulu.com)